Son yapılan Parti Meclisi değişikliği, Bülent TEZCAN’ın siyasi iflas belgesi niteliğindedir. Yıllarca CHP’de koltuk işgal edip tek bir iz bırakamayan, tek bir siyasi başarıya imza atamayan TEZCAN, nihayet hak ettiği yere gönderilmiştir: Gölgeye.
Parti Meclisi’nde bulunduğu süre boyunca CHP’ye ne akıl vermiştir, ne yol göstermiştir, ne de tek bir somut katkı sunmuştur. Ne bir politika üretmiştir, ne bir kriz yönetebilmiştir, ne de parti tabanına umut olmuştur. Varlığıyla yokluğu arasında fark olmayan bu isim, siyaseti temsil etmek yerine seyirci kalmayı tercih etmiştir.
Bülent TEZCAN’ın bugüne kadar sergilediği tek “beceri”, Özgür ÖZEL’in arkasında dolaşmak, her rüzgâra göre saf değiştirmek ve koltuğunu korumak olmuştur. Siyaseti ilke ile değil, itaatle yapan; fikirle değil, biatla yol alan bir anlayışın kaçınılmaz sonu da budur.
Özgür ÖZEL ise gecikmeli de olsa gerçeği görmüş; ağırlık olmayan, üretmeyen, sadece tüketen bu figürü Parti Meclisi’nden tasfiye ederek, etkisiz, yetkisiz ve sembolik bir “gölge” pozisyona sürmüştür. Bu bir atama değil, açık bir kenara çekme operasyonudur. Bir görev değişikliği değil, net bir siyasi tenzili rütbedir.
Bugün TEZCAN’ın düştüğü durum, CHP içinde yıllardır hiçbir şey üretmeden makam işgal edenlerin, partiye omuz vermek yerine yük olanların kaçınılmaz akıbetinin canlı bir örneğidir.
Siyasette ağırlığı olmayanın, sonunda gölgesi bile ciddiye alınmaz.