CHP’de perde arkası düzenin anatomisi
Bir dönem CHP Parti Meclisi’nde at koşturan, yetkisini tüzükten değil arka kapı ilişkilerinden alan “Gölge Adam”ın bugün düştüğü durum, partide yıllardır konuşulan ama yüksek sesle dile getirilmeyen bir gerçeği açığa çıkarmıştır.
Bülent TEZCAN, Parti Meclisi’nde bulunduğu süreçte sadece bir üye değil; aday belirleyen, eleyen, koruyan ve kollayan fiili bir güç merkezi gibi hareket etmiştir. Seçim bölgelerinde hangi CHP’li belediye başkanının yeniden aday gösterileceği, hangisinin tasfiye edileceği çoğu zaman Parti Meclisi’nin ortak aklıyla değil, tek bir kişinin onayıyla şekillenmiştir.
Bu süreçte kamuoyuna da yansıyan, yerel basında defalarca dile getirilen bazı belediye başkanlarıyla ilgili ciddi iddialar, parti mekanizmalarında olması gerektiği gibi işletilmemiştir. Dosyaların sümen altı edildiği, şikâyetlerin görmezden gelindiği, hatta bazı iddiaların Genel Başkanlık makamına dahi tam ve şeffaf şekilde iletilmediği kulislerde açıkça konuşulmuştur..
Bunlar birer “yargı kararı” değil; ancak siyasi sorumluluk doğuran ağır soru işaretleridir.
Bu düzenin en büyük siyasi ortağı ise kamuoyunda “şovmen” olarak anılan figürdür. Gölge Adam varken rahat hareket eden, arkasında bir koruma duvarı olduğunu düşünen bu anlayış, bugün ciddi bir boşlukla karşı karşıyadır. Çünkü ipleri tutan el artık yoktur.
Özgür ÖZEL’in son Parti Meclisi değişikliğiyle yaptığı hamle bir revizyon değil, gecikmiş bir tasfiye operasyonudur. TEZCAN’ın Parti Meclisi’nden alınarak etkisiz bir “gölge” pozisyona itilmesi, partinin artık bu yükü taşımak istemediğinin açık ilanıdır. Bu bir görevlendirme değil, net bir yetkisizleştirme ve siyasi izolasyondur.
Bugün CHP, Gölge Adam’dan arındıkça daha rahat nefes almaktadır. Ancak ortada hâlâ cevap bekleyen sorular vardır:
Hangi dosyalar neden bekletildi?
Kimler kimleri korudu?
Parti kaç kez kişisel hesaplara kurban edildi?
Gölge Adam gitti.
Ama bıraktığı gölge, hâlâ duvarlarda duruyor.
Ve o gölge, bir gün mutlaka ışıkla yüzleşmek zorunda kalacak.