GündemMurat ÇAKIRYazarlarYazarlar

MURAT ÇAKIR’IN KALEMİNDEN HANGİ TÜRKİYE!

 

“Ananı da al git.” “Başbakan sensin ister asarsın ister kesersin.” “Ben bu Anayasa’yı tanımıyorum.” “Camileri ağır yaptılar.” Varda Var!

Erdoğan iktidarı Avrupa Birliğine verip veriştiriyor…nedeni galiba, iç politikada o kadar etkili olacağını düşünüyor olmalı… Yıllardır sürdürülen hiç değişmeyen politika bu!

Her vesileyle Türkiye’nin düşmanlarının çok olduğunu sayıp dökmekle meşguller. Güya Milliyetçiliği köpürterek, dini malzeme olarak kullanarak işçi ve emekçileri ve sömürülen milyonları esir almayı başarıyor olmaktan mutlular…

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın Türkiye ile ilişkinin sağlamlaşması gerektiğini söylerken, “Erdoğan’ın Türkiye’si Mustafa Kemal’in dönemindeki Türkiye değil” dedi.

Dünyanın, Erdoğan Türkiye’sini daha çok tartıştığı, Türkiye süregelen faşizan uygulamaların giderek olağanlaştırıldığından söz ettiği, “Erdoğan, tarihe Türkiye’yi bölen adam olarak geçecek” yorumlarının bile yapıldığı, dünya demokratik kamuoyunun Türkiye’deki gidişattan duydukları endişeleri açıkladığı, konuşup yazdığı ve Türkiye’nin sürükleneceği kötü yere ilişkin varsayımların konuşulduğu bir dönemdeyiz.

Sadece Erdoğan değil, bakanlar, milletvekilleri, havuz medyası, iktidarın borazanı kalemşorlar, tv programlarına çıkan sözcü ve iktidar yalakaları Almanya’nın nasıl faşizan bir ülke ya da yönetime sahip olduğunu tekrarlamak için birbiriyle yarışıyorlar. Türkiye’de olup bitenleri gizlemek için yalanın her türüne baş vurmaktan geri durmuyorlar.

Türkiye’de olup bitenler için hilenin, çarpıtmanın her türüne başvuranlar Türkiye’nin dört bir yanındaki baskıyı ve şiddeti yok sayıp, Almanya’da kendilerine yönelik iki uygulamadan hareketle faşizmden, faşist uygulamalardan dert yanar oldular.

İnsan bir şey söylemeden önce bir kendi Hükümetine, kendi iktidarına bakmalı…Çuvaldızı Avrupa’ya batırmadan önce iğneyi kendisine batırmalıdır…

Erdoğan Türkiye’sine gelince, İstihdamı sağlayacak dev yatırımlar yapılmadı. Yap işlet formülü devletin yatırımcılara “dövizli kar” veren garantili bir sisteme dönüştürüldü. Şeker fabrikaları başta birçok devlet kuruluşu özelleştirildi, bankalar ise ağırlıklı olarak yabancı sermayenin kontrolüne geçti. Her ne kadar Avrupa Birliğine tam üyelik isteniyor gibi görülse de kişi hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, medya ve gazetecilere yapılan baskılar, yargının siyasetin emrine girmesi Türkiye’yi Avrupa kapısından uzaklaştırdı. Daha mı;

  • Mesela hangi ülkede kaç gazeteci tutuklu….
  • Kaç yazar hapis… Kaçı yargılanıyor…
  • Kaç gazetenin yayını durduruldu…. Kaç televizyon kapatılıp, kapısına mühür vuruldu, malzemelerine el konuldu…
  • Hangi ülkede kaç gazete ve derginin yayını yasaklandı…
  • Kaç dernek bir KHK ile bir gecede kapatıldı…
  • Kaç kadın cinayeti işlendi, kaç kadın öldürüldü…
  • “İşin fıtratında var” denilen iş cinayetlerinde kaç işçi öldü, öldürüldü…
  • Kaç milletvekili tutuklu, kaç belediye başkanı… Kaç belediye Meclis üyesi tutuklu…
  • Seçilmişler hapse doldurulup, onların yerine belediye başkanı olarak kaç “kayyım” kaç vali, kaymakam, koruyucu atandı…

Hükümetler yönettikleri ülkelerine bakmalı ve neye benzediğini düşünüp utanmalıdır!

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı
%d blogcu bunu beğendi: